Mustafa Azizoğlu
Webrazzi Summit 2026’da paneller arasında gidip gelirken kendimi aynı soruya dönerken buldum: Yapay zeka artık hemen her konuşmanın içinde, peki şirketlerin günlük işlerinde ne kadar yer kaplıyor? Benim için günün en ilginç tarafı, gelecek tahminlerinin yanında bu soruya verilmeye başlanan somut yanıtlardı. Bir bankanın alışveriş ajanı denemesiyle, bir şirketin kendi çağrı merkezi yazılımını geliştirmesi aynı dönüşümün farklı yüzlerini gösteriyordu.
Yapay zekadan bahsederken herkes sanki yeni çalışma arkadaşından söz ediyor gibiydi. Bu arkadaş kod yazıyor, müşteriyle konuşuyor, alışveriş yapıyor, verileri inceliyor. Becerileri etkileyici; ama ona hangi masayı vereceğimiz, hangi dosyaları açacağımız ve yaptığı işi kimin kontrol edeceği hâlâ tartışılıyor. Gün boyunca dinlediklerimde benim en çok ilgimi çeken de yapay zekanın yeteneklerinden çok, kurumların onunla yaşamayı nasıl öğrendiğiydi.
Ajanlar işin içine giriyor
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, İşCep içinde Pazarama altyapısıyla test ettikleri alışveriş ajanını anlattı. Kullanıcının ihtiyacını konuşarak ifade ettiği bu deneyimde ürün bulma, sepete ekleme ve ödemenin bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Çalışma henüz deneme aşamasında. Buna rağmen bankalar, e-ticaret platformları ve yapay zeka şirketleri arasındaki rekabetin nereye taşınabileceğine dair önemli bir işaret veriyor.
Turkcell’den Yusuf Yiğit’in paylaştığı örnekler ise kurumun içine odaklanıyordu. Yiğit, Teknocan platformunda 600’den fazla ajan kullanıldığını, haftalık aktif kullanıcı sayısının 2.500’e ulaştığını söyledi. Müşteri analizinden siber güvenlik alarmlarının değerlendirilmesine uzanan kullanım alanlarının yanında veri düzeni, organizasyon ve ajanların faaliyetlerini izleyebilme ihtiyacını vurguladı.
Paribu Kurucusu ve CEO’su Yasin Oral’ın açıklaması da bu açıdan dikkat çekiciydi. Oral, dışarıdan alınan hazır yazılımlara bağımlılığı azaltmak için belirledikleri “sıfır SaaS” hedefinin yüzde 80’ine ulaştıklarını söyledi. Verdiği örneklere göre insan kaynakları sistemini People ekibi, çağrı merkezi yazılımını destek ekibi geliştirmişti. Bu beyan, kurumların hangi yazılımı satın alacağı, hangisini kendi içinde geliştireceği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Kullanımdan değere geçiş
Programın başka oturumları da dönüşümün farklı boyutlarına odaklandı. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk yapay zekanın ölçeklenmesini, McKinsey’den Ayşen Çerik beklentilerden gerçekleşenlere uzanan tabloyu, PwC’den Cem Aracı yatırım getirisini, Deloitte’tan Hakan Göl ise deneyimin yapay zeka ile geleceğini ele aldı. OpenAI’dan Immanuel Schwall’ın sunumu, sesli etkileşimi yeni bir alan olarak gündeme taşıdı.
Tencent Yatırım Direktörü Min Hu’nun paneldeki değerlendirmesi, bu başlıklara yararlı bir ölçü ekliyordu: Ürün geliştirmek kolaylaşırken kullanıcıların zamanı ve dikkati artmıyor. Dolayısıyla teknik başarıyı, tekrar kullanılan ve ticari karşılığı olan bir ürüne dönüştürmek hâlâ zor. Spyke Games CEO’su Rina Onur Şirinoğlu da üretim hızındaki artışa rağmen dağıtım ve kullanıcı edinme gücünün önemini koruduğunu anlattı.
Fırat İşbecer’in yer aldığı panel teknoloji, sermaye ve küresel büyümeyi; Gülsüm Çıracı’nın katıldığı oturum erken aşama yatırımın değişen denklemini gündeme getirdi. Derya Unutmaz ile Arda Kutsal’ın bilimde hızlanma ve insanın geleceğine odaklanan söyleşisi ise programın ufkunu şirketlerin ötesine taşıdı.
Bana kalan, bir sonraki modelin ne yapacağından çok, kurumların bugünkü araçlarla neyi değiştirebildiği sorusu oldu. Bankalar ve finansal teknoloji şirketleri açısından bunun karşılığı oldukça somut: Hangi işi ajana bırakıyoruz, hangi yetkiyle çalıştırıyoruz ve sonunda nasıl bir fayda elde ediyoruz?
